Libido, hayatımızın arka planında sessizce değişen, son derece insani deneyimlerden biridir; ancak birçok kişi, bu değişim karşısında endişe duyar. Stres arttığında ya da hayat bunaltıcı hale geldiğinde, cinsel istek genellikle azalır – ve birçok kişi için bu azalma, başlı başına bir stres kaynağı haline gelir.“Neden libidom bu kadar düşük?” ya da“Bende ne sorun var?” diye düşünmek kolaydır. Ancak gerçek çok daha yumuşaktır: Vücudunuz, sağlıklı ve duyarlı bir vücudun vereceği tepkiyi tam olarak vermektedir. Stres hormonları etkiler, hormonlar ise ruh halini ve enerjiyi etkiler; üstüne üstlük adet döngünüz de tüm bunlara kendi doğal ritmini ekler. Bunların hiçbiri bir başarısızlık değildir.
Adet döngünüz zaten değişken hislerden oluşan bir manzara yaratır. Bazı günler kendinizi enerjik ve açık hissedersiniz; diğer günler ise hassas, yorgun ya da içe dönük hissedersiniz. Hormonlar döngü boyunca yükselip alçalır ve bedeninizle ne kadar bağlantılı hissettiğinizi ve ne kadar cinsel istek duyduğunuzu şekillendirir. Stres devreye girdiğinde – ister duygusal gerginlik, ister iş baskısı, ister uykusuzluk, ister sadece kafanızda çok fazla şey olması olsun – vücudunuz cinsel arzudan çok dinlenmeyi ve güvenliği önceliklendirir. Bu bir işlev bozukluğunun işareti değildir. Sinir sisteminizin tam da yapması gerekeni yaptığına dair bir işarettir.
Bu kadar çok kişinin internette“birdenbire libido düşüklüğü”, “stres libidoyu etkiler mi”, “adet döneminde libido düşüklüğü” veya “hormonlar cinsel isteği nasıl etkiler” gibi ifadeleri araması hiç de şaşırtıcı değil. Bu sorular endişeden kaynaklanıyor, ancak cevaplar genellikle şaşırtıcı derecede güven verici oluyor. Libido sabit bir özellik ya da sağlık, çekicilik veya ilişki kalitesinin bir ölçüsü değildir. Libido, iç ve dış dünyanıza karşı değişken bir tepkidir. Bunu anladığınızda, cinsel istekle ilgili baskı hafiflemeye başlar.
Adet döngünüz de bu konuda rol oynar. Adet döneminde enerjiniz düşebilir ve vücudunuz yakınlıktan çok rahatlamaya ihtiyaç duyabilir. Adetiniz bittikten sonra östrojen seviyesi yükseldikçe kendinizi daha hafif ve daha açık hissedebilirsiniz. Yumurtlama döneminde cinsel istek genellikle doğal olarak zirveye ulaşır. Bir sonraki adet döneminizden önceki günlerde ise, progesteron seviyesi yükseldiğinde ve duygularınız daha ağır hissedildiğinde, farklı türde bir yakınlık isteyebilirsiniz — duygusal, nazik ya da sadece sessiz bir yakınlık. Bu döngüler normaldir ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Nasıl hissedeceğiniz konusunda “doğru” bir yol yoktur.
Stres, bu hormonal değişikliklerle çakıştığında libidonuz öngörülemez bir hal alabilir. Bu öngörülemezlik sinir bozucu olabilir, ancak bu durumun bir sorun olduğuna işaret etmez. Bu sadece vücudunuzun hayata verdiği bir tepkidir.“Neden böyleyim?” diye sormak yerine, “Şu anda neye ihtiyacım var?” diye sorabilirsiniz. Bazen cevap dinlenmektir. Bazen bir bağ kurmaktır. Bazen de kendinize zaman ayırmaktır. Bazen de rahatlıktır ve birçok kişi için adet döneminde fiziksel olarak rahat hissetmek büyük bir fark yaratır.
Unutmamanız gereken en önemli şey, libidonuzun belirli bir şekilde davranması için onu zorlamanıza gerek olmadığıdır. Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmanıza ya da herhangi bir beklentiyi karşılamanıza gerek yoktur — ne toplumun, ne partnerinizin, ne de geçmişteki halinizin beklentilerini. Kendinize sabır ve şefkat gösterdiğinizde, arzu etrafındaki gerginlik genellikle kendiliğinden yumuşar. Bunu,bir şeyi “düzelttiğiniz” için değil, kendinizle mücadele etmeyi bıraktığınız için yaparsınız.
Düşük libido, bir sorunlu olduğun anlamına gelmez. Bu, insan olduğun anlamına gelir. Ve başkalarına gösterdiğin şefkatin aynısını kendine de göstermeyi hak ediyorsun. Libido düşüklüğü yaşadığınız bir an ya da dönem için kendinizi yargılamayı bıraktığınızda, daha yumuşak bir şeye yer açarsınız: anlayış, rahatlık ve kendi bedeninize karşı daha derin bir güven duygusu. Ve bu güven, herhangi bir “mükemmel” libidonun sahip olabileceği güvenden çok daha güçlüdür.